Kuru Kahveci Mehmet Efendi

Kuru Kahveci Mehmet Efendi
19. yüzyıl sonlarına kadar Türk Kahvesi, çiğ çekirdek olarak satılıyor ve evlerde kahve tavalarında kavrulduktan sonra el değirmenlerinde çekilerek içilebiliyordu.
Aynı dönemde Mehmet Efendi ilk defa çiğ kahveyi kavurup dibeklerde öğüterek müşterilerine hazır olarak satmaya başlar. Böylece İstanbul Tahmis Sokakta taze kavrulmuş mis kahve kokuları çevreye yayılır. Mehmet Efendi, yaptığı bu yenilikle kısa sürede ünlenir ve "Kurukahveci Mehmet Efendi" diye anılmaya başlar.
1931 yılında vefat eden Mehmet Efendi'nin ardından oğulları baba mesleğini devam ettirirler.
Aile 1934 yılında "Kurukahveci" soyadını alır. Gelişen teknoloji ile toplu üretim gerçekleştirilir. İstanbul Tahmis sokaktaki dükkândan yeni binalarına geçen aile kahveyi, parşömenli kâğıt paketlere koyarak şehir içindeki bakkallara otomobil ile dağıtır. Böylece Türkiye'de bir ilk daha gerçekleşir. Bu sırada İstiklal Caddesi'nde bir şube açarlar.
Şimdi kahveyi daha yakından tanıyalım. Kahvenin kokusu yasemini andırır. Kiraz çiçeğine benzeyen beyaz renkli bir çiçeği vardır. İlk defa 10. yüzyılda Habeşistan'da keşfedilir. O dönemde, sihirli meyve olarak bilinen kahvenin bitkisini kaynatıp suyunu şifa amaçlı içmek yaygındır.
Kahvenin ünü kısa sürede Arap Yarımadası'na yayılır ve 300 yıl boyunca Habeşistan'da keşfedilen yöntem ile içilmeye devam edilir. 14. yüzyılda ise yepyeni bir yöntem ile ateşte kavrulan kahve çekirdekleri, ezildikten sonra kaynatılarak içilir.
15. yüzyıl ortalarında Yemen'e gelen kahve bitkisi iklim koşullarının elverişliliği sebebiyle bu bölgede çok fazla yetişir.
Kanuni Sultan Süleyman döneminde, 16.yüzyılda, Yemen Valisi Özdemir Paşa tarafından kahve İstanbul'a getirilir. Hızla saray mutfağında yerini alır. Saraydan konaklara ardından evlere giren kahve, İstanbul halkı arasında kısa sürede çok sevilir. Satın alınan çiğ kahve çekirdekleri tavalarda kavrulup dibeklerde dövüldükten sonra cezvelerde pişirilir.

Kahvenin ünü zamanla imparatorluğu aşar. İstanbul'a gelen Venedikli tacirler, tutkunu oldukları bu içeceği Venedik'e taşır. 1615’te Avrupalıların kahveyle ilk tanışması böyle olur. Önceleri limonata satıcıları tarafından sokaklarda satılan kahve, İtalya’da 1645'te açılan ilk kahvehane ile dükkânlarda yerini alır. Kısa zamanda çoğalan bu kahvehaneler diğer ülkelerde olduğu gibi özellikle sanatçılar, öğrenciler ve her kesimden halkın bir araya geldiği gözde mekânlardan olur.
1669 yılında IV. Mehmet, Fransa Kralı XIV. Louis'ye bir elçi gönderir. Paris'e kahveyi tanıtan bu elçi, Hoşsohbet Nüktedan Süleyman Ağa'dır. Türkiye'den getirdiği çuvallar dolusu kahveyi Fransızlara sihirli içecek olarak tanıtan Süleyman Ağa, kısa zamanda Paris aristokratlarının gözdesi olur. Elçi hoş sohbetiyle tanınır.
1686 yılında Paris'te Café de Procope adında ilk gerçek kahvehane açılır. Kısa zamanda edebi bir toplanma yeri haline gelen Procope; Rousseau, Diderot ve Voltaire gibi pek çok ünlü kişinin uğrak mekânı olur.
II. Viyana Kuşatması 1683'te sona erdiğinde şehri terk eden Türkler, yaklaşık 500 çuval kahveyi geride bırakırlar. Kahvenin ne olduğunu bilmeyen Viyana halkı kahveyi Tuna Nehri'ne dökmeye karar verir. Uzun yıllar Türklerin arasında yaşamış ve kuşatma sırasında Viyanalılar için casusluk yapan Kolschitzky, savaşta gösterdiği başarının karşılığı olarak kahveyi Viyanalılardan ister. Kolschitzky ile Viyana kahveyle tanışmış olur. O dönemde açılan Viyana kahvehaneleri, birçok ülke tarafından örnek alınır.
İngiltere kahve ile ilk olarak 1637 yılında tanışır. Bir Türk tarafından Oxford'a getirilen kahve, öğrenciler ve öğretim üyeleri arasında çok sevilir. Hatta "Oxford Kahve Kulübü" kurulur. Şehirde 1650 yılında "Angel" adında ilk kahvehane açılır. 1652'de ise Yunan asıllı Pasqua Rosée, Londra'daki ilk kahvehaneyi açar. 1660 yılına gelindiğinde Londra kahvehaneleri sosyal yaşamın ayrılmaz bir parçasıdır. Çoğunlukla sanat, siyaset ve iş dünyasını bir araya getiren bu mekânlar halk arasında "Penny Üniversiteleri" olarak anılır. Çünkü buralara gelenler kahve içmenin yanı sıra giriş ücreti olarak ödedikleri bir penny karşılığında entelektüel kesimin sohbetlerine de eşlik ederler.
Hollanda'nın kahve macerası diğer Avrupa ülkelerinden oldukça farklıdır. Çünkü Hollanda, tüketimden çok ticari amaçla yıllar boyu kahve ile ilişkisini sürdürür.
İlk Habeşistan’da keşfedilen kahve bitkisi 19. yüzyıl ortalarında dünya ticaretinin en önemli ürünleri arasında yerini alır.

Pratik Bilgiler