Ne Yediğimi Biliyorum

Tennessee State Üniversitesi
tarafından yapılan araştırma, buzdolabındaki en kirli bölümün sebze çekmecesi
olduğunu ortaya koymaktadır. Marketin taze gıda reyonundan alınıp eve getirilen
sıradan bir kıvırcığın her gramında 2 milyon bakteri, mantar, küf ve muhtelif
mikroplar bulunuyor.

Kabuğu yenilebilen elma, domates,
biber gibi sebze ve meyveler akan suyun altında 30-60 saniye gerekiyorsa bir fırça
yardımıyla temizlenmelidir.

Kavun, portakal, muz gibi kabuğu
soyulan sebze ve meyveler de aynı şekilde yıkanmalıdır. Burada kabuktaki
çatlaklar önemlidir. Bu bölgedeki bakteriler bıçağa bulaşarak diğer kısımlara rahatlıkla
geçebilir.

Üzüm gibi meyveler sapı kesildikten
sonra bir süzgeç içinde püskürtme başlığı yardımıyla yaklaşık 60 saniye boyunca
yıkanmalıdır. Bundan daha kısa süren bir yıkama kirleri temizlemek yerine her
yere dağıtır. Yıkama işleminden sonra kâğıt havlu yardımıyla sebze ve
meyvelerin fazla suyunu almak kalan mikropları uzaklaştırmak için birebirdir.

Ispanak, marul gibi sebzelerin dış
yaprakları koparılıp atılmalıdır. Kıvrımı olan sebzeler bir kase içerisinde 1/3
ölçeğinde sirke katılmış suya batırılarak temizlenmelidir. Araştırmalar, sirke
kullanımının bakterilerin %98’lik kısmını öldürdüğünü göstermektedir.

C vitamini açısından zengin olan
sebzeleri suda bekletmek pek uygun değildir. C vitamini suda çözünen bir
vitamin olduğu için büyük parçalar halinde suya koymak daha doğrudur.

Bitkilerdeki zararlıları yok etmek
için kullanılan Pestisit isimli tarım ilaçları yıkama veya kabuk soyma
işlemiyle uzaklaştırılamıyor. Çünkü bitki özsuyuna kadar işleyen kimyasal
maddeler mevcut. İnsan vücuduna giren bu kimyasallar kronik zehirlenme, kanser,
üreme ve anormal doğum gibi ciddi tahribatlara yol açabiliyor. Sadece insan
sağlığını tehdit etmiyor; yeraltı sularını kirletiyor, etraftaki arı gibi
canlılara zarar veriyor.

Bu kimyasalların çoğu üretim veya
paketleme aşamasında ekleniyor. Bir kısmı da bilinçsizce mutfakta ekleniyor.
Son yıllardaki kanser artışının sebebi gizli kimyasallardır. Bunlara
yiyecekleri temizlerken yapılan hatalar, saklama kaplarından ve pişirmede
kullanılan teknolojilerden gelen zararlar eklendiğinde ortaya ürkütücü bir
tablo çıkıyor.

Yüksek oranda pestisit içeren besinler:

Çilek, dolmalık biber, ıspanak, kiraz, vişne, şeftali, kereviz, elma,
kayısı, taze fasulye, armut, salatalık, patates.


Düşük oranda pestisit içerenler:

Avokado, mısır, soğan, karnabahar, üzüm, muz, erik, taze soğan, karpuz,
brokoli, Brüksel lahanası, ananas.


Sebze ve meyvelerde tarım ilacı
kalıntısı erkeklerde kısırlığa, kız çocuklarında erken ergenliğe girme, erkek
çocuklarında ise memelerin büyümesine sebep oluyor.

Sonuç olarak meyve ve sebzelerden
gelen bu tehlikeyi önlemek için Tarım Bakanlığı’nın ciddi denetimleri
olmalıdır. Tüketiciler organik sertifikalı ürünleri ya da güvendiği küçük
çiftçilerin sebze ve meyvelerini tercih etmelidir.

Pratik Bilgiler