Serkan Bozkurtu Tanıyalım

Serkan Bozkurt’u Tanıyalım
Chef’s Table Mutfak Akademisi’nin kurucusu, Avrupa’da Michelin yıldızlı restoranda çalışmış, 2005 yılında Avrupa’nın en iyi genç şefi madalyasını kazanmış, 2003 yılından beri TV’de çeşitli yemek programları yapan, yemek kitabı yazarı Serkan Bozkurt ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

1. Sizce Serkan Bozkurt’un diğer şeflerden farkı nedir? Yemek konusunda standartların dışında bir bakış açınız olduğu söyleniyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Farklılık herhalde izlenilen yol ve yorum farkı olsa gerek. Her zaman yapmış olduğum meslekte yemek yapmayı işin en son ve en kolay halkası olarak gördüm. Hikâyenin başlangıcından itibaren olması gerekeni, insanların beklentisini, onları şaşırtmak için benim yapabileceklerimi tespit etmek ile başladım işe. Yaptığım yemeğe kişisel duygumu katmaktan öte, tecrübelerim ve araştırmalarım ışığında sahip olması gereken standartlarda yemek yapmak ilk önceliğim oldu.
2. Takip ettiğimiz üzere farklı markalar ve bloggerlar ile yoğun çalışmalar içindesiniz. Peki bloggerlar tarafından sevilmenizi neye borçlusunuz?
Bloggerlar tarafından sevilmemin en büyük sebebi, emeğe karşı duyduğum saygıdır herhalde. Onlar da bu işe emek vermeye çalışan arkadaşlar. Onlarla yaptığım workshoplar her zaman saygı, profesyonel bakış ve bilgi paylaşımı çerçevesinde gerçekleşmiştir.
3. Bildiğimiz üzere Türkiye’nin sayılı mutfak akademilerinden birine sahipsiniz. Sizi Chef’s Table Mutfak Akademisi’ni açmaya iten düşünce ne oldu?
Bizim hedeflerimiz büyük. Global yapıda geleceğin öncüsü olabilecek, teori ve pratiğe ciddi hakimiyeti olan geleceğin inovatif şeflerini yetiştirmek istiyoruz. Bu akademi sadece profesyoneller için değil mutfağa önem veren herkese destek olmak için kuruldu.
4. Başarılı her insanın hayatında bir kırılma noktası vardır. Yaptığınız mesleği göz önüne alırsak hayatınızın kırılma anı diyebileceğiniz bir olay yaşadınız mı?
19 yaşında üniversiteye giderken uluslararası bir otel zinciri tarafından Almanya’ya 5 yıldızlı bir otelin Michelin yıldız sahibi restoranına özel eğitime yollandım. Bu mutfakta çalıştığım arkadaşlardan iki tanesinin eş olduğunu 1,5 ay sonra öğrendim ki, bu bir işe karşı duyulan saygının ve profesyonelliğin bana çok ciddi bir örneği oldu. Bu benim için bir kırılma noktasıydı.

5. Yemeklere duygunuzu katmadığınızı söylemiştiniz. Sizin yemek yaparken özellikle dikkat ettiğiniz şeyler var mı? Sinirliyken yapılan yemeklerin lezzetli olmadığı söylenir.
Yemek yaparken en dikkat ettiğim nokta, yemeğimin lezzet ve sunum açısından gerekli standartları karşılamasıdır. Her şeyden önce sağlığımız için bu işi doğru yapmak ilk önceliğimiz olmalıdır. Her işin bir standardı olduğu gibi yemek yapmanın da bir standardı olduğunu düşünüyorum.
Sinirli olmak pozitif yönde bir durum değil fakat insan kendini kontrol edebilen bir varlık. Sinirini de kontrol edebilir.
6. Sizin meslekte kendinizi güncel tutmanız ve yurt dışındaki emsallerinizi takip etmeniz önemli. Yurt dışından takip ettiğiniz şefler var mı?
Michel Roux, Alain Ducasse, Ferran Adria, Paul Bocuse gibi bir kaç isim daha sayabilirim.
7. Markaların tercih ettiği aktif bir şefsiniz. Şu an aktif çalıştığınız markalar neler? Partnerlerinizi seçerken dikkat ettiğiniz kriterler var mı?
Şuan aktif olarak çalıştığım markalar Metro Toptancı Market, Öztiryakiler, Diversey, Karaca, Cookplus gibi birçok marka. Beni seçmelerine gelecek olursak çalışmayı seviyorum. Inovatif yönüm ağır basıyor. Farklılıkları kabul edilebilir düzeyde sunmam benim için bir artı.
8. Türkiye’de içinde bulunduğunuz sektörü nasıl değerlendiriyorsunuz? Gelişen bir sektör diyebilir miyiz?
Bana göre çok ciddi bir potansiyel artış içerisinde olan, dünyanın en hızlı gelişen sektörlerinden biri. Yalnız ciddi bir altyapı hazırlanması gerekiyor. Geleceğin öncü sektörlerinden biri.
9. İş için yurt dışına sık sık çıkar mısınız? Hedefleriniz arasında yurt dışına açılmak var mı? Merak ettiğimiz konu bu aslında.
Chef’s Table Mutfak Akademisi’nin en temel özelliklerinden biri yetiştirdiğimiz öğrencilerin uluslararası arenada başarılı olup geleceğin öncü şeflerinden olmasını sağlamak. Birkaç ay önce Türkiye’de yapılan Bocuse d’or yarışmasında Türkiye ikincisi mezun bir öğrencimiz oldu. Dünyada bu kadar büyük bir öneme sahip olan Paul Bocuse’ün yarışmasında öğrenci çıkartmak, bu hedef için ne kadar emin adımlarla ilerlediğimizin bir göstergesidir. Artık öğrencilerimize karşı daha büyük sorumluluklarımız var.
10. Piyano çalmak için parmakların uzun olması önemli bir avantajdır. Aşçılıkta bu tarz şartlar var mı?
• Çok iyi araştırmacı olmalılar.
• Teori ile pratiği iyi birleştirmeliler.
• Yaptıklarını sebepleri ve oluşumları ile açıklayabilmeliler ki akılda kalıcı olsunlar.
• Inovatif ve kreatif düşünce yapılarını geliştirmeliler.

Pratik Bilgiler